Sözümüz Meclisten Dışarı

Genel Yazarlar
Paylaş ;

Covid telaşesiyle devirdiğimiz bir yıl sonrasında, haftaya Ramazan-ı Şerifi karşılayacağız ümmet olarak.

O kadar oruç tutma telaşesinde olanlar var ki, kiminin şekeri çıkacak, kiminin kolesterolü artacak, bazıları ailecek rahatsız olacak, bazıları sülalecek oruç tutamayacak ama tutmayı çok istediklerini dile getirecekler. Tabi bunların yanında sessiz sedasız ramazan gelsin sofralarımız, ruhlarımız bereketlensin diyecek olanlarda var.

Ama bayram herkese gelmiş olacak. Sözüm meclisten dışarı diyorum ve hastalıktan dolayı ahlanıp-vahlananlar oruç tutup, zekatını verenlerden daha çok bayramı kutlayacaklar. Çokça denk geldiğimiz için  bu durumlar artık  sıradan oluyor ve standart bir durum olarak karşılanıyor.

Ramazan telaşesinde bir de zekat vermek isteyenler var. Ya da ihtiyaç sahipleri çıkıyor ara ara karşımıza.

Kıssadan hisse anlatmak isterim, hazır böyle bir konu açılmışken.

   Bir dönem Çelebilik yaparken yolum Kastamonu’ya düştü. Kastamonu merkez de uzunca bir akarsu var. Kastamonu deresi adı altında. Bu dere şehrin göbeğinden geçiyor ve şehir ile bütünleşmiş.

  Gezdiğim zamanlar da her ilin kendine göre olan hurafelerinden biridir,  şunu yaparsan, şu yoldan geçersen, şu kaleyi tırmanırsan gibi birçok söylentilerle o şehirde kalma ihtimalinin olduğunu ve o şehirde yaşayacağın söylenir.

     Kastamonu,  merkezinde bulunan evliyalar, türbeler, merkezi geçmişle gelecek arasında sıkışmayıp ikisini de yansıttığından bana  farklı bir atmosfer yaşatmıştı. Bende ne kadar o şehirde kalma ihtimali olan durum varsa hepsini en az on kere yaptım  (Sonuç: Yine Kocaeli’deyim.).   Bu hurafelerden biri de şehri ikiye ayıran derenin üstünde  bulunan  kambur taş köprünün Vilayet tarafında kalan kısmının girişinde, köprü üzerinde olan, iki kolonun ortasından geçmekti. Her gittiğim de Nasrullah meydanına giderken özellikle o köprüden ve iki kolonun ortasından geçmeye çalışıyordum. Öncesinde kolonların hikayesini öğrendiğim ve  belki de çok etkilendiğim için böyle bir girişimde bulundum. Köprü üzerinde bulunan iki kolonun neden köprüde olduğunu ve neden böyle bir yapı yapıldığını sorduğumda, kolonların isminin sadaka taşı olduğunu öğrendim. Osmanlı döneminde insanlar sadakalarını bu taşın üzerine bırakırlarmış, ihtiyacı olan ihtiyacı kadarını alıp, kalanını başka bir ihtiyaç sahibi için bırakırmış. Ve kimse kime ne kadar yardım yaptığını, yardım yapılan da kimin kendisine yardım yaptığını bilmezmiş.

Ne ince bir düşünce tarzı değil midir.

Son zamanlar da yapılan yardımlara hiç benzemiyor.

‘’Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bir hadîs-i şerîfte; “Üç şey iyilik hazînelerindendir. Bunlardan birisi de, verdiği sadakayı gizlemektir” buyurdu. … Bunlardan birisi de sağ eli ile verdiği sadakayı, sol elinin haberi olmayacak şekilde gizliliğe dikkat edendir.’’ Buyurmuş Peygamer Efendimiz.

Hadîs-i Şerîfin tam da denildiği gibi yapıldığını göstermekte değil mi ?

     Şimdi kolonlar karışmış durumda. Kimin ihtiyaç sahibi, kimin varlıklı olduğunu bilemiyoruz. Son model telefonlarımız ile evimizin 5. Katından asansörle inerken erindiğimiz sokak kapımızın önüne gelen,  minik bir hayvana bile yardım çığlıklarını atıyoruz. Halbu ki kapıya çıkarken evde küflendirdiğimiz, beğenmeyip yemediğimiz fakat sırf başkalarına gösteriş olsun diye tüm sosyal medya hesaplarından paylaştığımız yiyeceklerimizden bir kap onlar için de kapının önüne,  insanları da rahatsız etmeyecek şekilde bırakabilme kabiliyetine ve düşünecek kadar beyne sahip olduğumuzu tahmin ediyorum.

Yıl boyunca düşünülmeyen fakir fukara da Ramazan olunca akla geliveriyor işte.  Kolonlar son dönemde ramazanda akıl ediliyor.

Ama kolon içine bırakılan mebla ile bir görsel alınılması lazım. Ki hayrımız belli olsun. Kolon içinden de bilmem hangi markanın, bilmem hangi modelinin taksitini  ya da bilmem hangi sitenin bilmem kaçıncı katındaki aldığımız dairenin kredi taksitini yatırmak için  bırakılmış parayı alırken görsel lazım. Ki ihtiyacımız olduğu belli olsun.

Sonra da çıkalım ortalığa veryansın edelim.

Şu an o kolonlar sadaka vesilesi ile kullanılmıyor ama kullanılmasını isterdim. Belki de ramazan ayında bir günlük de olsa örnek amaçlı kullanılmasının güzel olacağını ve bizlere çok güzel dersler vereceğini düşünüyorum.

Her ihtiyaçlının,  kendince ihtiyacı var.

Sadece maddi olarak bakmayalım.

Dönem değişti malumunuz üzere.  Sadaka birkaç lira para  veya birkaç kilogram yiyecek değil. Kimine akıl da bir sadakadır. Kimine ayırdığınız zaman da.

Hayrınız bol, bereketiniz daimi, reçeteleriniz kaşeli, Ramzan-ı Şerifiniz Mübarek olsun. 

Tagged

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir