Cuma, Nisan 17, 2026
Banner
Home Karabük GEÇTAP Başkanı Aslan; Cumhurbaşkanım, Heyetinizi Gerede’ye Yollayınız !

GEÇTAP Başkanı Aslan; Cumhurbaşkanım, Heyetinizi Gerede’ye Yollayınız !

by Erkan Börekçi
0 comments
Paylaş ;

   GEÇTAP’ ın (Gerede Çayı Temiz Aksın Platformu) bu sabah düzenlediği basın toplantısında Gerede’den Filyos’a kadar uzanan ve Gerede başta olmak üzere Karabük ve Zonguldak’ı da etkileyen su kirliliğine dikkat çekti.

Gerede’de faaliyet gösteren Deri Fabrikaları, Jelatin Fabrikaları ve Tekstil Fabrikalarının atıklarıyla kirlenen su adeta zehire dönüştüğü belirtildi. Hem dayanılmaz pis bir koku hemde kirli ve zehirli suyla bölge halkının karşı karşıya kaldığı tehlike gözler önüne serildi.

Bu doğa katliamına bir çözüm bulabilmek ve yetkilileri ve Devlet Büyüklerinin dikkatini çekebilmek için 18 STK’nın bir araya gelerek kurmuş oldukları GEÇTAP hukuki mücadeleyi başlattığını açıkladı.

Sabah yapılan basın toplantısında konuşan Ekolojik Yaşam Derneği (EKODER) ve Gerede Çayı Temiz Aksın Platformu Başkanı Mehmet Emin Aslan yaptığı konuşmasında 

banner

“Çevre Bakanımız İzmir Körfezi’nde gördüğü kirlilik için burada balık yaşamaz dedi. Sayın bakan bir gün Gerede’ye gelin. Orada akan suyu görmeniz lazım. Sayın Cumhurbaşkanımız kirlilik vatana ihanettir lütfen duygularınızı, heyetlerinizi Gerede’ye yollayınız, Biz sanayiye karşı değiliz kirliliğe karşıyız” ifadelerini kullandı.

Sürecin başından beri gerek protesto gerek bilimsel raporlarla durumun vehametini Belediye, Valilik , Çevre İl Müdürlüğü ve Bakanlık düzeyinde anlatmaya çalıştıklarını kaydeden Aslan , Bolu Valisinin kendilerine hak verdiğini ve firmaların gerekli tedbirleri alma talimatı verdiğini ancak Valinin görevden alındığını kaydetti.

Mevcut arıtma tesisinin bypass edildiği, yapılması planlanan yeni arıtma tesisinin 2022 den bu yana bitirilmediğini bitirilse bile bu artırmanın da yeterli olmayacağını belirtti.

Başkan Aslan konuşmasına şöyle devam etti ;

Filyos Nehir Havzası boyunca yaşayan Gerede, Çerkeş, Eskipazar, Karabük, Yenice, Devrek ve Zonguldak halkı olarak aynı gemideyiz ve hep birlikte bu ortak sorunu çözmek için mücadelemizi daha da güçlendirerek sürdürmek zorundayız.

Anayasamızın 56.maddesi “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.” hükmünü içermektedir.

Gerede Çayı’na her gün arıtılmadan deşarj edilen 15.000 ton kirli endüstriyel atık hepimizin temiz bir çevrede yaşama hakkını açıkça ihlal ediyor. Bozulan doğal denge, kötü koku, balık ölümleri, tükenen tarımsal sulama, ölen büyükbaş hayvanlar, halk sağlığını tehdit eden kimyasal içerikler sadece bugünümüzü değil torunlarımızı yani geleceğimizi tehdit ediyor.

Maalesef sorunu herkes biliyor ama her nedense neşter atılmıyor, bir türlü önlenemiyor.”dedi.

.“Kendimizi külliyenin önünde yakacağız, bu kadar zulüm olmaz”

Daha önce tarlasına “İmdat,Zehirleniyoruz” yazarak ulasal basına çıkan ve bu zehirli suya yaklaşık 20 metre mesafede bulunan Gerede’nin Akşehir Köyü Sakini Mustafa HALICI yanında getirdiği bölgenin kirli suyunu göstererek yaşanan çevre felaketini anlattı.

Halıcı şunları söyledi;

“Özellikle Gerede’de bu pis sudan etkilenen bütün köyleri temsilen ben buradayım. Şimdi biz köyümüzde nefes alamaz, tarım yapamaz, meyveleri sulayamaz, tarla sulayamaz, üretim yapamaz, hayvan bakamaz hale geldik. Eğer bu pis sudan, anaç bir inek su içerse yavrusunu zehirliyor, eğer bu pis sudan bir meyveyi sularsam kuruyor. Aslında biz bilinçli olarak zehirleniyoruz. Biz bunu en son tarlaya ‘İmdat, zehirleniyoruz’ diye yazdık. Adana’dan Hatay’a kadar bütün basında yer aldı. Bakan Murat Kurum’a Soruyorum; “Eğer bu suyu kirletmek vatana ihanetse bunu yapanlar terörist değil midir?” Bakan Bey gidip de İzmir Körfezinde olan kirli suyu tutarak ‘Burada balık yaşar mı?’ diyor. Bende bakan beye soruyorum. Burada insan yaşar mı? Bu pisliği görüp de vicdanı sızlamayan yoktur. Mavi vatan eğer bu vatansa bu vatanın durumu nedir ‘ Eğer bu suyu kirletmek vatana ihanetse bunu yapanlar terörist değil midir ‘ Biz bu ülkeye bağlıyız. Bu ülkenin kanunlarına bağlıyız. Yani ne yapmamız lazım? Tarlaya yazdık. ‘Uydudan görür, belki insafa gelirler’ diye. En son inanın Murat Kurum Bey’in ve Sayın Cumhurbaşkanımızın da duymasını istiyorum bunu. En son kendimizi külliyenin önünde yakacağız en son.Yani bu kadar zulüm olmaz. Çevre teröristlerinin suyu pisletmesine izin veremem. Benim köyümde 4 tane kanser vakası çıktı. Bana yaşam hakkı tanımıyorlar.”

İŞTE BASIN AÇIKLAMASININ TAM METNİ

SANAYİ’YE EVET KİLİLİĞE HAYIR!

Değerli Basın Mensupları,

Basın toplantımıza hoş geldiniz, gösterdiğiniz yoğun ilgi için teşekkür ederiz.

Bugün sizlerle paylaşmak istediğimiz konu, Gerede’den Filyos’a kadar aynı havzada yaşayan halkın karşı karşıya olduğu ortak bir sorundur:” bu çevre kirliliği ve zehirlenme tehlikesidir.”

Bugün buluşmamızın nedeni, İMDAT!  ZEHİRLENİYORUZ!  çığlıklarımızı yetkililere ve Türk kamuoyuna, yerelden en güçlü şekilde sizlerle aracılığıyla duyurmaktır. 

Bugün bu salonda bir araya gelen bizler, Filyos Nehir Havzası boyunca yaşayan Gerede, Çerkeş, Eskipazar, Karabük, Yenice, Devrek ve Zonguldak halkı olarak aynı gemideyiz ve hep birlikte bu ortak sorunu çözmek için mücadelemizi daha da güçlendirerek sürdürmek zorundayız.

Anayasamızın 56.maddesi “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.” hükmünü içermektedir.

Gerede Çayı’na her gün arıtılmadan deşarj edilen 15.000 ton kirli endüstriyel atık hepimizin temiz bir çevrede yaşama hakkını açıkça ihlal ediyor. Bozulan doğal denge, kötü koku, balık ölümleri, tükenen tarımsal sulama, ölen büyükbaş hayvanlar, halk sağlığını tehdit eden kimyasal içerikler sadece bugünümüzü değil torunlarımızı yani geleceğimizi tehdit ediyor.

Maalesef sorunu herkes biliyor ama her nedense neşter atılmıyor, bir türlü önlenemiyor.

Bu nedenle, Filyos havzasının önemli bir kolu olan Gerede Çayı, artık hayat veren bir su kaynağı olmaktan çıkmış, maalesef zehir taşıyan bir açık kanalizasyona dönüşmüştür.

 7 Sivil Toplum Kuruluşundan oluşan “Gerede Çayı Temiz Aksın Platformu” olarak bugün mücadelemizin 644. Günündeyiz.

Mücadeleye dahil oldukça, tehlikenin boyutlarını ve her geçen gün nasıl daha geri dönülemez bir tehdit haline geldiğini yakından gözlemliyoruz.

Bir havzanın insanına kast etmek için oturup düşünseniz ancak bu kadar kötülük üretebilirsiniz.

Bugün, buz dağının görünmeyen derinliklerini de ortaya koyarak hep birlikte bu mücadeleyi başlatmak istiyoruz.

İlimizin siyasetçilerini ve Sivil Toplum Kuruluşlarını bu konuya odaklanmaya davet ediyoruz. Dahası, TBMM’de bir Araştırma Komisyonunun kurulmasını ve bu konuda harekete geçilmesini talep ediyoruz. Durumun bu kadar vahim ve içler acısı olduğunu hepimiz biliyoruz. 

Bolu İli Aladağ’dan doğup, Köroğlu Dağları’nın eteklerinden de beslenen yıllık 243 milyon m3 akış gücüyle Filyos Havzası’na doğru akan, akarken başka çayların da karışması (sırası ile Ulusu Çayı -Gerede Çayı-Soğanlı Çayı-Yenice Çayı-Devrek Çayı ve Filyos Irmağı) ve geçtiği her yere hayat veren bu güzelim çay, maalesef (Ankara’ya su alındıktan sonra) Gerede Umut Köy ve Yağdaş Köyü’nden itibaren aşağı havzalar ve bölge halkı için bir ÖLÜM NEHRİNE dönüşüyor.

1- Gerede Umut Köy yakınlarında Işıklı Regülatörü ile suyun yüzde 94’ü Ankara’ya aktarılıyor.

2- Geriye kalan çok az miktarda suyun üzerine de Gerede Yağdaş Köyünde Gerede Karma OSB ve Deri OSB’den tonlarca kirli endüstriyel atık su arıtılmadan boşaltılıyor.

Sonuç itibarı ile bizlere kalan da su değil zehirli fabrika atıkları oluyor.

İşin daha vahimi,

1- Deri OSB’de kirletici fabrikalar her geçen gün çoğalıyor. 5 Haziran Dünya Çevre Günü Eyleminde Basın Açıklamamızda 38 fabrika mevcut iken şu an bu sayı 72’ye ulaşmıştır.

2- Deri OSB’de Platformumuzun da odaklanmasına rağmen, 730 gün gecikme ile tamamlanabilen 6.000 m3/gün kapasiteli yeni arıtma tesisi yetersizdir. Zaten bugün itibarı ile arıtma da yapmamaktadır. İkinci arıtma tesisinin inşası için Bakanlıkla yaptığımız toplantıda programlara dahil edilmesine rağmen henüz hiçbir adım atılmamıştır. 

3- Karma OSB’de her biri Deri OSB kadar kirlilik üreten 2 adet jelatin fabrikası ve başka fabrikalar hala arıtma sistemlerini aktif hale getirememiştir. Ayrıca, kararlara yazılmasına rağmen Karma OSB için ortak bir arıtma tesisi kurulmamıştır. Üretimleri durdurulmak yerine mükâfat gibi cezalar kesilerek devam ettirilmektedir.

4- 2024 yılı sonu devreye girmesi planlanan 53 milyon m3 rezerve sahip Tekke Barajından OSB lere günde 8.600 ton yeni temiz su kaynakları tahsis edilmiştir ve bu durum her geçen gün arıtmasız üretimin artması anlamına gelmektedir. 

5- Deri üretiminde krom tuzları, liflerin arındırılması ve beyazlatılması için güçlü alkali ve asitler, bakteriyel büyümeyi engellemek için formaldehit gibi zehirli maddeler ile boyama için ağır metaller kullanılmaktadır. Bu içerikteki oksijensiz atıksular hem Karma hem de Deri OSB’den 24 saat Gerede Çayına verilmektedir.  

Sonuç olarak,

Anayasa Madde 56 ve 2872 Sayılı Çevre Kanunu’na dayanarak, Bolu Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü derhal görevini yapmalı ve sorunu diğer illeri de kurtaracak şekilde çözme yoluna girmelidir.  Yoksa İl Müdürü görevden alınmalıdır. 

Platformumuz, 664 gündür TBMM, Bakan-Milletvekilleri, Genel Müdür-Vali-Kaymakam-İl Müdürleri-OSB Yönetim Kurulu Başkanı-OSB Müdürü ile diyalog kurarak mücadelesini devam ettirmiş. Kirlilik tüm boyutları ile artarak devam ettiği için 04 Kasım’dan itibaren yeni bir eksene geçilmiş ve idare mahkemesine dava açılmıştır.

Şimdi kamuoyunun daha çok ses vermesine ve suyuna sahip çıkmasına ihtiyacımız var. Bu amaçla da farkındalık toplantıları yapmaya başlıyoruz. İlkini gurbette yaşayan yöre derneklerinden biri ile Kocaeli’de gerçekleştirdik.

Herkesi bu haklı ve onurlu mücadelede omuz omuza olmaya davet ediyoruz!

Bugün yıllar öncesinde bu konulara parmak basan merhum gazeteci Mustafa YANIK gibi, BRTV televizyonu ve siz değerli basın mensubu kardeşlerimiz gibi, hepimiz bu mücadeleyi daha da ileriye götürme kararlılığı içine girerek hukuk mücadelemiz dahil tüm alanları harekete geçirebileceğimizi değerlendiriyoruz.

Karabük’te bu önemli sorunun tartışılacağı, farkındalığın artırılacağı ve çözüm önerilerinin ortaya konacağı panel ya da çalıştay şeklinde ortak bir çalışmaya da ihtiyaç olduğunu ifade ederken tekrar katılımınız için teşekkür eder, selam ve saygılarımı sunarım.

You may also like

Leave a Comment

KarabukBulten – 2025 – All Right Reserved.