Bir anne babanın çocuğuna güvenmesi elbette çok değerlidir. Fakat güvenmek, çocuğun hayatındaki değişiklikleri hiç görmemek değildir. “Benim çocuğum yapmaz.” cümlesi sevgiden doğabilir. Fakat bazen farkında olmadan bir rehavete dönüşebilir. Çocuklarımızı yalnızca başarılı olduklarında, mutlu göründüklerinde ya da bizim istediğimiz gibi davrandıklarında tanımamalıyız. Onların sustukları zamanları da fark etmeliyiz. Çünkü bazen çocuk yardım istemez. Bazen yalnızca davranışları değişir. İçine kapanır. Arkadaş çevresi değişir. Evde daha az konuşur. Okula ilgisi azalır. Daha önce önemsemediği davranışlar hayatının merkezine yerleşmeye başlar. Ve biz bunların tamamını “ergenlik” diyerek geçiştirebiliriz.
Oysa erken fark etmek, bazen bir hayatın yönünü değiştirebilir. Burada aile bir denetim mekanizması olmaktan önce güvenli bir liman olmalıdır. Çocuk hata yaptığında eve dönemeyeceğini düşünüyorsa, sorunlarını anlattığında cezalandırılacağından korkuyorsa, yanlış yaptığında ailesini kaybedeceğini hissediyorsa susmayı tercih edebilir. Ve bazen bağımlılığın en büyük tehlikelerinden biri kullanılan madde kadar o sessizliktir. Bu yüzden çocuklarımıza yalnızca “Bana itaat et.” demek yerine,
“Ne yaşarsan yaşa, bana gelebilirsin. ”duygusunu verebilmeliyiz. Çocuğumuzun yaptığı yanlışı kabul etmek zorunda değiliz. Ama onu yaptığı yanlışın içinde yalnız bırakmak zorunda da değiliz. “Yaptığın yanlışı kabul etmiyorum ama seni bu yanlışın içinde yalnız bırakmayacağım. ”İşte anne babanın verebileceği en güçlü mesajlardan biri budur.
Yazar:
Nazan ÇAĞLAR
ULUMED
ULUSLARARASI UYUŞTURUCU İLE MÜCADELE VE EĞİTİM DERNEĞİ
Genel Merkez Hatay İl Sağlık Komisyonu Başkanı

